1 Comments       0 Reposts       0 QuoteReposts       0 Reposts       0 Likes       0 Diamonds
Comments (work-in-progress)
@metaturk - Apr 01, 2025
AKP’ye Bağlı Ergenekoncu Emekli TSK Kadrosu ve İç Siyasetteki Sünni Ümmetçi Teslimiyet

Türkiye’nin dış politikası ve iç siyaseti arasındaki keskin ilişkiler, özellikle Ergenekoncu emekli TSK kadrosunun yaklaşımıyla daha da belirginleşiyor. Bu kadro, Türkiye'nin son yıllarda gerçekleştirdiği askeri operasyonlar ve askeri varlıklarının küresel ölçekteki büyümesiyle bir dönüm noktasına gelmiştir. Afganistan, Irak ve Kosova’daki Türk Silahlı Kuvvetleri'nin askeri varlığından, Kafkasya ve Afrika’daki pratik varlığa kadar uzanan bu genişlemeyi analiz etmek, Türkiye'nin jeopolitik stratejisini anlamak adına büyük bir öneme sahiptir.

Ancak, bu büyüyen askeri etki ile Türkiye'nin iç siyaseti arasında ciddi bir uyumsuzluk ve çelişki bulunmaktadır. Ergenekoncu emekli TSK kadrosu, Türk devletinin kuruluşçu cumhuriyet anlatısını koruyabilmek için büyük bir stratejik bakış açısına sahipken, AKP'nin sünni ümmetçi politikaları ile bu çizgiyi sürdürmekte zorluk yaşamaktadır. AKP hükümetinin, laik ve bağımsız bir cumhuriyet modelinden uzaklaşarak, Sünni İslam odaklı bir ümmetçi politika izlemeye başlaması, bu kadronun etkileşimini ve tepkisini doğurmuştur.

Ergenekoncu Kadronun Teslimiyeti

Ergenekoncu emekli TSK kadrosu, tarihsel olarak Türkiye'nin kurucu ideolojisini ve ulusal çıkarlarını savunan bir duruş sergileyen bir kesimdir. Ancak, AKP’nin yükselmesiyle birlikte bu kadronun, Atatürkçülük kisvesi altında AKP’nin dış ve iç politikasına olan teslimiyeti giderek daha belirgin hale gelmiştir. Türkiye'nin dış politikasındaki şaşkınlık ve tutarsızlık, özellikle Rusya ve Çin'in çıkarlarına hizmet eden söylemlerle kendini göstermektedir. Bu kadro, bir zamanlar cumhuriyetin laik ve bağımsız yapısını savunarak, Türk milletinin çıkarlarını ön planda tutarken, bugün ise iktidarın etkisiyle Rus ve Çin çıkarlarının savunucusu haline gelmiştir.

Bu durum, Ergenekoncu kadronun, AKP'nin sünni ümmetçi politikasına teslimiyetini simgeliyor. Her ne kadar geçmişte Türkiye’nin ulusal çıkarlarını savunduklarını iddia etseler de, günümüzde artık bu kesim, AKP'nin dış politika ve iç siyasetteki ümmetçi söylemlerine destek olmak zorunda kalmaktadır. Bu tutum, Atatürkçülük ve bağımsızlık anlayışının aşındığı, iç politikada laiklikten uzaklaşan bir süreci işaret etmektedir. Ergenekoncu emekli TSK kadrosunun bu sürece entegre olması, sadece dış politikada değil, aynı zamanda Türkiye’nin ulusal güvenlik stratejilerinde de bir yozlaşmaya yol açmıştır.

Rus ve Çin Çıkarlarının Anlatılarına Aparatlık

Ergenekoncu kadro, bugün, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ulusal güvenlik ve egemenlik alanındaki hassasiyetlerini savunmak yerine, dış politikada sıkça karşılaştığımız Rusya ve Çin çıkarlarının anlatılarına hizmet etmekte, adeta bir aparat haline gelmiştir. Türkiye'nin ulusal çıkarları, bu aktörlerin çıkarları doğrultusunda şekillenirken, yerli ve milli bir duruş sergilemek oldukça zor hale gelmiştir. Rusya ve Çin’in yükselen güçleriyle olan ilişkiler, Türkiye’nin Orta Asya’daki ve Kafkasya’daki çıkarları açısından önemli olsa da, bu ilişkilerdeki yanlış okumalar ve yönlendirmeler, Türkiye’nin dış politikasında ciddi bir dengesizlik yaratmaktadır.

AKP’nin, özellikle Suriye’deki müdahaleleri, Rusya ile olan ilişkilerin giderek daha da güçlenmesine yol açarken, Çin’le ilişkiler de stratejik olarak önemli bir noktaya gelmiştir. Ancak, bu ilişkiler, Türkiye’nin kendi bağımsızlık ve ulusal çıkarlarını gölgeleyecek şekilde şekillendirilmektedir. Ergenekoncu kadronun bu durum karşısında suskun kalması, kendi iç politikalarının en büyük yansımasıdır. Bu kesim, bir zamanlar Atatürk’ün mirasını koruyarak Türk milletinin bağımsızlık mücadelesini sürdürmeye çalışan bir yapıydı; ancak, şimdi ise bu kadro, Türk milletinin çıkarlarını başka güçlerin stratejileri doğrultusunda şekillendirmeye razı olmaktadır.

İç Siyasetteki Kuruluşçu Cumhuriyet Anlatısının Çöküşü

Ergenekoncu emekli TSK kadrosunun, AKP’nin sünni ümmetçi politikasına teslim olması, Türkiye’nin ulusal bağımsızlık anlayışının zayıflaması anlamına gelmektedir. Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet’in kuruluşçu anlatısının bozulmasına neden olan bu süreç, yalnızca dış politikada değil, aynı zamanda iç siyasette de derin izler bırakmaktadır. Türkiye’nin kurucu ideolojisinin savunucusu olan bu kadronun, günümüzde Rus ve Çin çıkarlarının etkisiyle şekillenen politikalara boyun eğmesi, Türk milletinin çıkarları için büyük bir tehdit oluşturmaktadır.

Türkiye’nin dış politikadaki tutarsızlıkları ve iç siyasetteki yozlaşma, Ergenekoncu kadronun bu durumu kabul etmesiyle pekişmiş ve ülkenin bağımsızlık mücadelesi ağır bir yara almıştır. Bugün, Ergenekoncu kadronun, kurucu Cumhuriyet ideolojisini savunmak yerine, bir zamanlar karşı oldukları çıkarları savunması, Türkiye’nin geleceği adına büyük bir endişe kaynağıdır.
diamonds: 0   likess: 0